DİKİŞ MAKİNASI…

Anamın vardı bu makinadan….
Köyün ve yörenin tüm giysilerini onunla dikerdi.. Hemde hiç ücret almadan…
Ama bir yaz ekinlerimiz Tarlada kaldı, abim asker, babam rahatsız, ben orta 2 de öğrenci yani küçük…. Anam kızkardeşlerim, yapamadık işlerin hepsini … Köylü için tehlikeliydi.. Ekin yatarsa buğday çürürdü.
hele birde yağmur yağarsa…harmandayım. Otları kurusun diye dirgenle çevirmekteyim.. evin karşısındaki ekin tarlamızdan bir ses geldi..
-esmeana tarlıya öğlene aş eyle.. Irgatın var…
Dirgene dayandım, ses yönüne baktım… .
Karşı tarladan bir ses yükseldi,
-haydi hep barabar ellik.. Ses yayıldı dalga dalga , Ardından koro halinde sesler çınladı dönek dağının eteğinde…
– – Heeeheyyy, hep barabar ellikkkk bismillah….
Kadın erkek en az elli kişiydiler,tarladaydılar.
gün henüz
doğmamıştı..ama aydınlıktı..
sol elde ellik,yani sol el parmaklarına geçirilerek takılan özel ekin biçmek için tahta parmaklar, sapı tutuyor, sağ elde orak, bir tempo ve ahenk içinde amele başı ellikçinin komutuyla, bir sağa bir sola adeta başakları, tüketiyorlardı…
Anam bacılarım duymuş olacak ki sesi Bi koşu yanıma geldi ve gördüler ellikçileri…
anam, esme kadın, tiz sesiyle ünledi ellikçilere
-bereketli olsun gomşular, bieğinize guvvet..
Döndü bacılarıma,
-TEZ YAKIN FIRINI ELLİKÇİLERİMİZ VAR…
Bana döndü, oğlum Gap destileri, gözeden soğuksu doldur eve gel…
Koştu eve… Acelesi var.. Hepimize komut üstüne komut yağdırmakta… Hızına yetişmek mümkün değil esme anamın..
Bacılarım, fırını yaktı, anam hamuru yoğurdu. Ben destileri gözeden soğuk suyla doldurup eve geldim…
Kaptı anam elimden, yoğurtla ayran yapıp, iki maşrapayla saldı beni tarlaya…
– Vakit kuşluk güneş ortalığı yeni ısıtmakta, ama ellikçiler,terlemiş, yere damlamakta..
Zordur buğday biçmek. Yakar kavurur eli ayağı. Hele tozu bir girerse bağrına,yandım Allah dedirtir. Öyle yakarki deme gitsin …
terleri akıyor yüzlerinden boyunlarına…
erkeklerin, Yağlık bağlı boyunlarında, kadınların cemberle sarılı ağız ve boyunları… Hiç ahengi bozmadan, sol el kavrıyor başağı, sağ elde orak bir usta cellat misali dibinden kesiyor sapı..
Ve ellikçi başı veriyor komutu, deste hemen yana bağcılara veriliyor. Onlar bağı bağlıyor, savuruyor yığın yerine.. Bir makina gibiler,asla şaşmıyor hareketler öylesine uyumlular ki… şaşkınım neredeyse 2 saatte 3 te biri bitmiş tarlanın…
Elimde testi, içinde ayran ve maşrapayla ellikçi başını şavulleyip doldurdum ve uzattım maşrapayı…
-5 dakga dinlenme, DEDİ ve herkes durdu..
Terlerini sildiler, tek tek, iki maşrapadan doldurup verdiğim ayranla serinlediler, sonra yine komut verdi ellikçi başı,
-haydin hep barabar ellik..
Hepsi bir ağızdan,
– – heeheeyyy ellik, Babam ellik..
Ekin sapları sol el ve kolda , orak sağ elde, biçme işlemi bir makina düzeninde sürüp giderken, Ellikçibaşı bir türkü tutturdu, yanık sesiyle…
-asger bayranı, burca dikdiler, ufacık yarimi esger etdiler…
Dönek dağları çınlıyordu,türküyle,
Ellikçi ler, komutla bir sağa bir sola sonra geriye, bir uyum ve disiplin içinde ekin biçiyorlardı…
Eve geldiğimde, fırından gelen, taze, mis gibi buğday ekmeği kokusu çevreyi sarmıştı bile.. …
Anam bacılarım, yarı şırcasına, fırına pide sürüyor, pişenlere tereyağı basıyor, içine yumurta kırıp, tekrar fırına veriyorlardı…
Anam sordu,
-kaç kişiler oğul.
-çoklar ana.. saymadım ki
Bi testi ayran orakçılara yettimi..
-yetti hiç artmadı..
-demekki elli varlar..
Evet, müthiş bir hesap iişini bilen köylü esme anamın. .
Babamın Esme hatunu, beni bir daha tarlaya yormadı. Çözdü işi..
Ellikçiler, tereyağlı ve içi yumurtalı kapalı pideyi çok sevdiler, ikişer tane yediler, cigarasını sarıp, diz üstü çöken ellikçi başı,
Anama döndü,
-Tarlaların biz var oldukça,
Ekinli galmaz esmeana..
Çünkü, sen heç birimizi, ne bayram ne düğün, ne seyranda işliksiz bırakmadın..
sabahlara gadar esbapları dikip, yetiştirmek,için, uykusuz galdın biz bunu biliyok unutmadık, Çolumuz, çocuğumuz sevinerek geydi esvaplarını, sen melek gibisin,
Esmeana,
el eli yur, elde döner yüzü yur…
kalktı, ciğarasını söndürdü üstüne basıp,
-haydin heryyy, hep barabar ellik….
diye seslendi, ekibine…
Hep beraber haykırdılar,
-Barabar barabar, HADİN elllikkk, ellliik..
İŞTE böyle..
Bir makina ve makina gibiydi Ellikçiler..yılların alışkanlığı ve insanın insana uyumu..
Yani, .İMECE…
şimdilerde yok böyle şeyler, Anlatsakta, hikaye gelir…
Geçmişten bana kalan,, birlik beraberliği yaşayarak öğrendiğim en güzel anılarından sadece biri…
kalın sağlıcakla.