Huzurumuz için

Sevgili okurlarım, dün gece saatlerinde Yörünge Haber sitesi ofisine saldırıp camlarını kırdılar.
İrfan Ermiş ve çocuklarıyla dünya görüşümüz ters, yazdıklarına %99 oranında katılmam, yaptıkları haberlerin ise çoğunluğunu okurum.
Ermiş ailesi ile olan diğer bir bağım ise hemşerim olmaları, aynı topraklarda doğduk, bugün aynı topraklarda ekmek yiyoruz, severiz yada sevmeyiz ama kahpece saldırılmasını bana yapılmış addederim.
Bu insanlar 30 yıldır bu bölgede gazetecilik yapan bir aile elbette birilerinin çıkarlarına dokunmuş olabilirler, gazetecinin işi zaten bu değil mi?
Allaha hamd olsun ki benim başıma bu tür bir olay gelmedi.
Yazılarımda Sayın İrfan Ermiş’i çok fazla eleştirdiğim oldu, hatta Sayın Ermiş bana hakaret olarak sözlerle algılanabilecek yazı yazdı, dava etmeyi bile düşünmedim.
Geriye dönüp baktığımda, bu tür saldırılar kime yapılırsa yapılsın ilkesel olarak anında saldırı alan kişinin yanında yer aldım, Anayasal hakkını kullanan ve halkın özgürce haber alması için mücadele veren gazeteciye saldırmak halkın kendisine saldırmakla eşdeğerdir, ben böyle bakıyorum.
Bu işi adam gibi yapan herkes bu saldırıları göze alarak yapıyor.
Göze alıyoruz ama baskılara asla boyun eğmeyiz, hangi zümre, hangi grup, yada hangi kişiden gelirse gelsin bu baskıları halkla beraber geri püskürtmeliyiz.
“Ermiş’e yapıldı, bana ne, Ahmet’e yapıldı, Bana ne” demeden topyekün karşı olursak bu saldırılar mümkün olamayacaktır.
Ne yani Kalemin yanında tabanca mı taşıyalım! bunumu istiyorsunuz! yok eğer istemiyorsanız bizi tehdit etmeyin, güvenlik güçleri bu saldırıları yapanları ivedi olarak yakalayıp adalete teslim etsin.
Sevgili okurlarım, biz hep beraber Türkiye’yiz, birbirimizi sevmek zorunda değiliz lakin tahammül edip saygı göstermek zorundayız.
Silivri huzur şehri, Silivri hoş görü şehri, biz sahilde yürürken tanımadığımız insanlarla bile selamlaşan insanlarız, lütfen bu değerlerimizi koruyalım.
Biz huzurumuzun devam etmesini temenni ediyoruz, bu konuda en başta Belediye Başkanımız olmak üzere Şehrin kanaat önderleri öne çıksın, beraber konuşup tartışabilelim.
Maalesef ki şehrimizde gergin bir hava var, bu havayı dağıtması gerekenler ise belli, bu insanlar görevlerini yapsın ve şehirdeki bu gerginlik son bulsun.
Ötekileştirme, düşmanlaştırma çok kolay, önemli olan birleştirmek ve bütünleştirmek.
Yukarıda dediğim gibi “kimse kimseyi sevmek zorunda değil, saygı duymak zorunda” bu şehir ancak o zaman Marka Kent olabilir.