Mutlu olmayı unutuyoruz

sevgili okurlarım, insanların gelişim sürecine bakın, daima eskiye nazaran daha çok çalışıyoruz ve daha fazla şeye sahip olsak ta mutsuz huzursuz oluyoruz.
Her şey için kitaplar yazılıyor, kurslar seminerler düzenleniyor mutlu olmanın on yolu, bilmem kaç çeşidi diye, bir sıradanlaşan bir istek halinde mutlu olmak, herşeyin olsa bile mutlu olamıyoruz. Maddi Şeylere ulaşmak isterken, mutluluğu ıskalıyoruz.
Mutluluğun kriteri yüksek maaşlar, marka kıyafetler, sosyal medya hesaplarındaki insan sayılarımız oldu. Herkes daha fazlasına ulaşmak için gece gündüz çalışıyor, hep daha fazlası. Denize sıfır yazlık, daha yüksek model bir araba, daha fazla beğenilmek için gece gündüz çalışıyoruz.
10 tane eviniz olsa birinde oturabilirsiniz, 5 tane yazlığınız olsa birine gidersiniz, 20 tane son model arabanız olsa birine binebilirsiniz, ünlü düşünür Montaigne “Dünyanın en büyük tahtına otursanız, nihayetinde kendi kıçınız’la oturacaksınız” demiş.
Dünyanın öbür ucunda muhtemelen hiç tanışmayacağınız insanlarla sohbet etmek, kapı komşumuzu unutturuyor, yakınlaştığımız şeyler ruhlar değil bedenler kısa sürede sevişmeyle sonlanan bir daha görüşmenin gerekmediği yakınlaşmalar.
Herkes yaralarını saklıyor, aslında olmadığımız bir ben sunup, sonra o yalancı ben’in sevilmesini bekliyoruz.
Hayatın göründüğü kadar zor yada karmaşık olduğunu düşünmüyorum, ünlü psikolog A Maslow “ihtiyaçlar hiyerarşisi” sağlıklı insanın 4 temel ihtiyacı olduğunu söyler, birinci basamakta yeme içme, cinsellik, ikinci basamakta barınma ve güvende olma, üçüncü basamakta sevme sevilme ve ait olma, dördüncü basamakta ise onaylanma, beğenilme ihtiyacı, bu dört ihtiyacı karşılayan insan sağlıklı olarak olarak hayatını sürdüreceğini savunuyor.

Bakıldığında herkes bunlara sahip olmak için çabalıyor ama ölçüyü kaçırınca, aşırı yemek obeziteye, eve sahibi olma saplantısı, yaşamı kaçırıp işkolik olmaya, sevilme ihtiyacının saptırılması, ilişki bağımlılığına yada çorap değiştirir gibi sevgili değiştirmeye, sosyal medya beğenilme abartısı ise bizi olmadığımız bir kişilik haline dönüştürüyor.
Mutlu yaşam için bir ev, dolu bir mide,zorunlu ihtiyaçlar için gerekli para, dostlara, hobilere ayrılabilmiş zaman, mutlu olmak için yeterli diye düşünüyorum.
Boşa geçen bir ömrün orta yaş bunalımları, başkalarını suçlamak ve pişmanlıklarla geçirmek istemiyorsak, belki de oturup hayatımızı oturup yeniden dizayn etme zamanıdır, yaşam ileri doğru yaşansa bile, ancak geriye doğru anlaşılabilir, bu güne kadar ne yaşadık, bundan sonra ne yaşamak istiyoruz? ve en önemlisi ise öldükten sonra mezar taşımıza yaşamı özetleyecek ne yazılacak.
mutlu olun, mutlu kalın.
bugün böyle oldu hep siyaset, hep siyaset sıkılmaya başladım