UMUT ATEŞİ…!

Sevgili okurlarım,

Öncelikle hepinize kucak dolusu sevgilerimi yollarken ,

Bu coronalı günlerin en kısa zaman da bitmesini içtenlikle dilerim.

Her ne kadar da  ikinci dalga beklense de kurallara uyarsak belki çok hafif atlatabiliriz. Lütfen olabildiğince EVDE KALMAYA ve DİKKAT ETMEYE devam edelim.  Çünkü her şeyin başı sağlık. 

Bu dönem de hepimiz bazen mutlu umutlu, bazen tatsız ,bazen umutsuz olabiliyoruz. Evlere tıkıldık kaldık.

Özgürlüklerimiz, dar alanlarda kısa paslaşmalara dönüştü maalesef…!

İşin ekonomi boyutlarına hiç dokunmasak daha iyi çünkü herkes fazlasıyla yaşıyor zaten.

Öyle bir andayız ki,Her şey kilitlenmiş sanki, çaresiz, mutsuz gibiyiz. Gibisi fazla.

Hani bazen yaşamak zorunda kalırsınız. Ayaklarınız geri geri gitse de bir adım atmak zorundasınızdır. Bu zorunda olma durumu, gidesiniz varsa da kaçırır; yapacağınız varsa da içinizde ki hevesi öldürür. Siz hiçbir şey yapamadan boyuna düşünür durursunuz ( Tabii düşünebiliyorsanız ) isyanlardasınızdır; hayata,dünyaya,kadere…!

Bakarsınız ki böyle hindi gibi düşünmekle olmuyor, harekete geçmek gerekli. Alırsınız elinize kalemi ve başlarsınız yazmaya….olmadı ,bir daha, bir daha…Ve kurtuluş planı’nız

‘’ Çaresiz olduğunu fark et, karar ver,

Uygula…!’’

Ne kadar basit değil mi? Hani bazen yıldızlar çok yakın gelir ya insana, elinizi uzatsanız dokunacakmışsınız gibi. 

Oysa gerçek öyle mi ya…!

 İşin bir tuhaf ve anlaşılmaz yanı da girdiğiniz bu çıkmaz yolun çözümü  diğer insanlarca da öyle görünür. ( Bir yorum ,bir yorum dinle dur! )

 ‘’ Ha gayret,bir tek elini uzatman yeter!’’

‘’İşte bu kadar basit !’’ Sanki hayat izin verecekmiş gibi.

Diyelim farkına vardınız ve karar verdiniz. Kim uygulatacak? Nerede o güç? Kim bilecek sizin derdinizi? Kim anlayacak sizi?

Herkes diyecek ki: Aman kendine iyi davran, kendini sev, alışverişe çık, kuaföre git! ( Kaldı ki şimdi onları da yapamıyoruz maalesef )

 ‘’ Yaranızın derinliğini anlamalarını beklemeyin lütfen. Ancak yaşayan bilir…! Yaşatan bile bilemez o derinliği hatta bazen sen bile sonradan fark edersin yaranın ne kadar derinden geldiğini ve canını yaktığını, acının dayanılmaz olduğunu. 

Hele bazen bu yaralar bir de en yakınlarınızdan veya dost sandıklarınızdan geliyorsa daha bir acıtır canınızı…!

Bazen içinizden derin bir nefes alıp haykırmak geçer insanların yüzüne,yüzüne…!

’’ Sizin ki de laf Gül hanım,bir tutam saç gidince mi işler yoluna girecek ? Ya da yarım saat yürüyünce mi? Yapmayın !

Evet,işler yoluna girmez ama bu yolda bir adım olabilir. Üzerimizde ki acıları silkelemek olabilir, Uykudan uyanıp kalkmak olabilir. 

Özetle eyleme geçmek bir başlangıç olabilir. Bir yol bitse de başka bir yolun başlangıcı veya yeni bir yaşama merhaba olabilir.

Can çıkmadıkça, herkesin içinde yanan bir umut mumu, ateşi vardır.

 Ateşi azalır veya çoğalır ama hiç sönmez. Amacımız  her zaman onu sürekli yanık tutmak olmalıdır. Hangi hal ve şartta olursa olsun.

Yaşam acısıyla, tatlısıyla devam ederken,

Umut ateşlerinizin daima yanması hatta çevrenizi de aydınlatması,

Tüm sorunlarınızın bitmesi ve acılarınızın aydınlık başarılara dönüşmesi dileğimle,

 İyilik yağmuru mutluluk şemsiyenizi ıslatsın.

Sevgi ve Saygılarımla