Yazmaktan korkmak!

Mehmet Altan ve Şahin Alpay hakkında anayasa mahkemesinin verdiği karar tartışılmalıdır. Ama gereği mutlaka yerine getirilmesi gereken bir karardır.

Bu kişiler f tipi hainlerin tetikçiliğini yapmış ve birçok insanın hayatının karamasına sebep olmuş kişilerdir, bu su götürmez bir gerçektir.

Anayasa mahkemesi kendince bir yorum yapmış ve hak ihlaline karar vermiştir.

Şahsi olarak her iki isimden de nefret ederim. Konum aldığım nokta, hukuksuzluk kime yapılırsa yapılsın yanında olmak üzeredir.

Bazı konulara girerken tereddüt gösteriyorum, bunun sebebi ise üzerimde hissettiğim baskıdır.

10 Ocak çalışan gazeteciler gününde Soylu hakkında söylediğim “böğürmeyi siyaset yapmak sanıyorlar” sözlerim nedeniyle mahkeme görüyordum, mahkeme duruşmayı erteledi.(“böğürerek ağlayan babam, halam, hizmetçiler, hepsi dışarı çıktılar”)Ömer SEYFETTİN… Babasına hakaret etmiş oluyor mu yazar?

 

Son bir yılda 33 tane soruşturma geçirdim, iki tane sonuçlanmış mahkeme kararı var ve ikisinden toplam 34 ay hapis kararı alınarak ertelendi, bundan sonra yapacağım eleştirilerde düşünerek ve göze alarak eleştiri yapmak zorunda hissediyorum.

Anayasa madde 25: Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.

 

Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.

Burada anayasa düşüncemizden dolayı suçlanamayacağımızı güvenceye almış, uygulamada ise bırakın eleştiri hakkımızı, nefes almamız bile sınırlandırılmış.

Buna rağmen yazmaya, eleştirmeye devam edersek ne olur?

Hiç ummadığımız anda sevdiklerimizden ayrı kalırız, kolluk kuvveti kapımızı çalıp Silivri zindanında kendimizi buluruz.

Şimdi diyeceksiniz “korkuyorsanız yazmayın kardeşim” korkumuz kendimizden asla değil,  kısa cezaevi deneyimim oldu, okumak ve yazmaktan alıkonulan bir yer değil, hatta bazen iyi bile gelebilir.

Ya bizi sevenler!

İşte orada sorun var, onlar kimseye karışmayan ve verilenle yetinen insanlar onlara acı verme hakkım var mı?

Bu noktada tereddütlerim vardı, artık yok, beni sevmenin ve ailemden olmanın bedeli olmalı, bu bedelde benden ayrı kalmayı göze almaktır.

Ulusa olan sevgim, sorumluluğum aileme ve beni sevenlere olandan daha fazla. Üzerimizde baskı olsun ve zulüm olsun ama vatansız kitapsız olmayalım.

İnsanların tereddütsüz canını verdiği bir ülkede bizim birkaç yıl hapisten korkmamız can verenlerin kemiklerini sızlatır.

Anayasa mahkemesi doğru bir karar vermiştir, umarım tetikçi olmayıp ama eleştirilerinden dolayı hapiste olan diğer gazeteciler içinde bu karar verilir ve uygulanır.

Hiçbir kanun Anayasadan üstün değildir…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir