YÜKÜMLÜLÜKLERİMİZ…!

Merhabalar sevgili okurlarım

 

Güzel bir gün dileğimle bugün birey, farkındalık ve gelişim üçgeni

Hakkında bir şeyler yazalım istedim.

Her bireyin yükümlülüğü ve mutluluğu, kendisine verilen görevi şerefle yerine getirerek kabiliyetlerini geliştirmekte yatar. Başka bir kişinin statüsünü veya görevini hırslı bir ayartma duygusuyla arzulamak, sadece kaygı ve hayal kırıklığı getirir. Bu, boş ve yanlış bir arzudur. Her birey tek bir sorumluluk için yaratılmış olup, kabiliyetleriyle tutarlıysa onu az çok başarıyla yerine getirir.

Sıradan bir mantar lezzetli ve sağlıklı bir yemek olması için yetiştirilip, mükemmelliğe ulaşabilir; ancak hiçbir yetiştirme yöntemi onu bir hurma ağacı yapmaz. Bir yılanın beyni bir kangurununkine benzemez ve bir kangurunun beyni bir filin veya köpeğinkinden farklıdır; dolayısıyla sıradan bir insanın yetenekleri anında bilge bir adamın seviyesine gelemez.

Doğa hiçbir yerde eşitlik göstermez, zekanın tezahürlerinin kısmen bağlı olduğu beynin şekillerini (circumvolution) birdenbire değiştirebileceği özel yasalara sahip değildir. Keseli bir hayvanın beyninin bir filin veya bir köpeğin beynine erişebileceğini, sıradan bir insanın bilge bir insanın görevlerini yerine getirebileceğini düşünsek bile, kanları bu modifiyeli organları yeterince besleyemez. Keselinin, sıradan ve bilge insanın kanlarının yapısı farklıdır, bu iyi bilinir. İkisinin de Eterik hali sıradan duyular tarafından algılanmadığından sıradan ve bilge insanın kanlarının arasındaki farkı bilmiyoruz, ancak bu fark mevcuttur.

Kendini bilgeliğin fikri veya başkalarının bilgisiyle örten kimse, bir aslanın derisini taşıyan eşek gibidir. Ağızını açtığı anda bilge olan onu tanır. Diğer taraftan mütevazi koşullarda gelişmeyi başarabilen alçakgönüllü birey yosun üzerindeki ahşap menekşe gibi fısıldayan akımla çiçek açar. Her zaman parfümünü yayar; ancak onu bulmak isteyenler aşağıya eğilmelidir.

Kibri yüksek olan büyük bir yılan bulutlara ulaşmak isteyen başını gösterişli bir şekilde su yüzüne çıkarmıştı, kuyruğu ise gevşek bir şekilde altta, dipteydi ve bağırıyordu: ‘Tüm Dünyanın kralıyım!’ Oradan geçen bir ıstakoz kuyruğu yakaladı ve canavar suya düştü. Ve köpekbalıkları ‘Kral düştü! Krallığın peşine düşmek için bize fırsat doğdu…’ diyerek, düşmüş yılanı  yutmak için ona doğru uzandılar.

Türünün otoritesini gasp eden bir kişinin kaderidir o; ıstakozlar her zaman gözlemler ve köpekbalıkları her zaman onu  yutmaya hazırdır. O halde başkalarına hükmetmeyen veya onları yönetmeyene hamd olsun. Bu yüke sahip olan kimse kendini kusursuzlaştıramaz. O her şeyi insanlarına harcar. Bilgeliğin bağışlanması tatminle doludur, ancak ona götüren yol acıyla kaplıdır.

Doğamız gereği, doğamızı geliştirmeliyiz; zorunlu zihin serada büyüyen sabırsız meyve gibidir. Her şeyden yoksundur, sadece ismen ve görüntüsüyle vardır.

Gelişimimizi tamamlamak en önemli asil görevimizdir ve tabii ki farkında olmak

Farkında olarak ve yaşam boyu gelişime açık, UYKUDAN UYANMIŞ YAŞAMI KUCAKLAMIŞ BİLGELİK BOYUTUNDA YOLA DEVAM EDENLERDEN OLMAK UMUDUYLA ,

 nice mutlu yarınlara

Sevgilerimle